Kendini Sevmek

Kendini Sevmek

Kendini Sevmek Kendini Sevmek, Çoğumuzun duyduğu bir söz vardır: İnsan başkalarını gerçekten sevebilmek için önce ”kendini sevmek”, ”kendisini sevmesini” bilmelidir. Bu söz genel anlamıyla doğrudur fakat unutulan ve eklenmesi gereken önemli bir nokta vardır: Birini her yönüyle sevebilmen için önce onu iyi tanıman gerekir. Yani, insanlarla ilişkiye girip onların her türlü yönüyle karşılaşmadan ve en […]

Kendini Sevmek

Kendini Sevmek, Çoğumuzun duyduğu bir söz vardır: İnsan başkalarını gerçekten sevebilmek için önce ”kendini sevmek”, ”kendisini sevmesini” bilmelidir. Bu söz genel anlamıyla doğrudur fakat unutulan ve eklenmesi gereken önemli bir nokta vardır: Birini her yönüyle sevebilmen için önce onu iyi tanıman gerekir. Yani, insanlarla ilişkiye girip onların her türlü yönüyle karşılaşmadan ve en önemlisi de bu tarafları kendinde görüp sevmeden kendini de tam anlamıyla sevemezsin. Tekrar tekrar, bazen acı çekerek ve sonunda kabullenerek. Bu uzun ve sancılı bir süreçtir.

Kendini Sevmek
Kendini Sevmek Görsel

Kendini Sevmede Kader

Kaderimizi ne kadar çok kontrol etmek istesek de bir geçmişimiz, bilemeyeceğimiz bir geleceğimiz ve bununla ilgili duymaktan pek hoşlanmadığımız bir gerçek vardır: Kendini sevmek, zamanında her duygusuyla kabul edilmiş olması gerektiğidir. En güvensiz ve en coşkulu hissettiği anlarda dahi sevgiyi hissetmenin en iyi yolu, sevilmiş olmaktır. Hiçbir pozitif iç konuşma bundan daha etkili bir yöntem olamaz. Bu yüzden zamanında bize verilmeyen bu anlayışı kendimize biz sunmak zorunda kalırız. Kulağa her ne kadar inandırıcı gelmese de, tehdit altında ve kötü duygular içinde öylece durduğumuz çaresiz anlar, kendimizi bu insani duygularla kabul edip biraz daha sevmek için bize verilmiş armağanlardır.

Bir köpeğin sokakta gezindiğini düşünelim. Fark etmeden önündeki elektrikli tele çarpsın ve ani bir şok geçirsin. Bir süre telin etrafında dolaşacak ve anlam vermeye çalışacaktır fakat ne olursa olsun o tele eskisi kadar yaklaşmayacaktır. Hatta aynı yerdeki teli kaldırsak bile o sınırı bilecek ve zorla oraya itildiğinde anksiyete krizine girecek ve o engeli aşmak yerine hayatta kalmayı tercih edecektir. Yaşadığımız büyük şoklar tam da bu örnekteki gibidir. Bir kere canımız yandı mı, o sınırın arkasında ne olduğunu düşünmekten kaçar, hayatta kalmayı tercih ederiz. Canımız yandığında duygularımızı bastırırız. Bize ait olan ve aslında kendimizi daha iyi tanıyıp sevmek için gerekli, telin ardındaki dünyayı keşfetmekten koşarak kaçarız.

Çocukluğumuzda hangi yönlerimizi bastırdık? Kaç kez merakımız, coşkumuz, enerjimiz bastırıldı, kaç kez öldürüldük? Duygularımızı bastırmak yavaş yavaş ölmek demektir. Buna alışınca bir duvara dönüşmeye başlarız. Hiçbir şey hissedemeyen taştan bir duvar. Yaşam canlıdır ve akmak ister. Bu yüzden çocukluğumuzda bastırılan ve tehlike olarak görülen bu duygularla yüzleşmemiz gerekir. Kendimizi kabullenmek bu inanılmaz ve bizi biricik kılan yönlerimizi tanımak, bizi sevgiye götüren yollardan en güzel olanıdır.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM